700 milyar dolarlık kurtarmanın başarısı yeni başkana bağlı
Hazine Bakanlığı’nın ve Fed’in finans piyasasını kurtarmaya yönelik 700 milyar dolarlık planının başarısı yeni başkanın uygulama becerisine bağlı.
Bu kurtarmanın alternatifinin çok daha maliyetli olacağı göz önüne alınmalı
Kongre ve Bush yönetimi, heybetli bir görevi, yani ABD finans sistemini düze çıkarmak için bir kurtarma planı tasarlama işini tamamlamış görünüyor. Ve bunu dikkat çekici bir hızla - Hazine Bakanı Henry M. Paulson Jr. ve Fed Başkanı Ben S. Bernanke’nin, ani banka islaflarına, toplu işten çıkarmalara ve emeklilik birikimlerinde yaygın kayba yol açabilecek bir çöküşün elinin kulağında olduğunu kasvetli bir biçimde duyurmasından sadece 10 gün sonra- gerçekleştirdiler.
Yol boyunca duvara toslandığı zamanlar oldu -bunlardan en önemlisi,
Cumhuriyetçi başkan adayı John McCain’in hayli çarpıcı ve görünüşe göre
zarar verici müdahalesiyle tartışmalı bir Beyaz Saray toplantısının
alevlenmesiydi. Ama süreç ne kadar zor ve acılı olmuş olsa da, kurtarma
paketi Kongre’nin her iki kanadından da geçmesi halinde, olağanüstü zor
şartlar altında iki taraflılılığa dair örnek bir olay olarak
hatırlanabilir. Belki de Washington seçim kampanyasının söyleminde
ifade edildiği kadar çaresiz değildir.
Elbette, bu iyimser yorum, planın amacına ulaşmada başarılı olup
olmayacağına bağlı: Yani son günlerde durmanın eşiğine gelmiş kredi
piyasalarının normalleşmesi için bir önlemin tesis edilmesine. Plan
özünde Paulson’ın orijinal önerisini yakından takip ediyor. ‘Kötü
durumdaki aktiflerin 700 milyar dolara kadar hükümet tarafından satın
alınmasına izin veriyor: Mevcut koşullar altında pazarlanamaz durumda
olan ve bilgisayarların belleklerini yiyip bitiren virüsler misali
banka sermayesini aşındıran ipoteklerle desteklenen tahviller. Dün
varılan anlaşma uyarınca, para taksitler halinde Hazine’ye dağıtılacak,
önden 250 milyar dolar temin edilecek, ancak kalanının verilme
koşulları makul bir şekilde esnek olacak.
Hükümetin satın alması bankaların yeni sermaye artırımlarına ve borç
vermeye devam etmelerine imkân vermeli. Her şey yolunda giderse,
hükümetin tahvillerinin en azından bir kısmını onlara ödediğinden daha
fazlasına satabilmesi halinde, bunun hükümete nihai maliyeti yaklaşık
700 milyar dolar olacak.
İki partiyi de tatmin etmek için değişiklik yapıldı
Yine de nihai plan Demokratların ve Cumhuriyetçilerin, Paulson’ın
önerisinin olası çıkar çatışmalarıyla dolu, karmaşık olmasına kesin
gözüyle bakılan bir sürece dair neredeyse hiçbir resmi gözetim
sağlamamasıyla ilgili haklı endişelerini yansıtıyor. Anlaşma her iki
taraftan Kongre liderlerinin atandığı gözetimle görevli, daimi Hükümet
Sorumluluk
Ofisi ve bağımsız bir teftiş dairesinden menkul bir yönetim kurulu
oluşturuyor. Plan ayrıca bundan böyle Hazine’ye tahvil aldığı
şirketlerde özsermaye alması ve böylece vergi mükelleflerinin kâra
ortak olabilmesi için güçlü bir seçenek sağlıyor. Her iki partideki
popülistleri tatmin etmek için, yöneticiler için tazminat ödemesine ve
işten çıkarma paketlerine sınırlamalar getirildi. Plan, Hazine’nin yeni
piyasa payını, zor durumdaki ev sahiplerinin borç değişikliklerini ve
diğer denemeleri teşvik için kullanmasını tasarlıyor; ve Temsilciler
Meclisi’ndeki Cumhuriyetçilerilerle bir anlaşma içinde, bazı
ipoteklerin satın alınmasından ziyade sigorta edilmeleri seçeneği söz
konusu olacak.
Hem McCain hem de Demokrat rakibi Barack Obama, dün planı
desteklediklerinin işaretini verdi.
Hiç kuşkusuz kusursuz olmayan ve epey belirsizlik taşıyan bu programın alternatifinin çok, çok daha kötü olabileceği göz önüne alınmalı - ve
adaylardan birinin yakında planın gerçekten işlemesini sağlaması gerekecek.
(Başyazı, 29 Eylül 2008)
Erzincan'da çobanlık yaparken devlet memuruna hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl kitap okuma cezasına çarptırılan Özkan İlçi, bu sürede dünya klasiklerinden 41 eser okudu. Mahkeme, sanığın, her hafta Emniyet Müdürlüğü'ne giderek okuduğu kitaplardan özet çıkarmasına, bunu gerçekleştirmediği takdirde cezaevine gönderilmesine karar verdi. Bir yıl boyunca bir yandan koyunları otlatırken; diğer yandan kitap okuyan İlçi, cezasını tamamladı ve verilen süre içerisinde toplam 41 kitap okudu. 7-10 günde bir kitap bitiren İlçi'nin hayatı, aldığı ceza sayesinde değişti.

"ÖFKE, İMTİYAZ İSTEYENLEREDİR''
GAZİANTEP -
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisi için bazılarının, ''öfke dağıtıyor'' şeklinde eleştirilerde bulunduğunu ifade ederek, ''Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir'' dedi.
Erdoğan, partisinin Gaziantep Kadın Kolları 2. kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir zümre partisi değil, ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan bir parti olduğunu bildirdi. Erdoğan, ''AK Parti, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden doğan, milli iradeyi iktidara taşımaktan başka muradı olmayan bir partidir'' diye konuştu.
Hükümetin başarılarından söz eden Erdoğan, partililerin ''AK Parti'ye uzanan eller kırılsın'' şeklindeki sloganları üzerine araya giren Erdoğan, ''Hiç bunlara gerek yok. Demokrasilerde bizim talebimiz, ellerin kırılması olmaz, bizim talebimiz zulüm olmaz, bizim talebimiz şifa dağıtmak olur. Biz kavga için gelmedik, sevgi için geldik. Bizim farkımız bu'' dedi.
Kendilerini anlamak istemeyenlerin olabileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben bu aralar bazı televizyon kanallarını zaman zaman izliyorum. Diyorlar ki işte 'Başbakan öfke dağıtıyor, işte Başbakan 'şöyle' diyor, 'böyle' diyor.
Başbakan'ın o öfke dağıttığı anda bile bu ülkeye hizmet vardır. Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir. Bunu da böyle bilin. Çünkü, 5 yıllık süre içinde biz imtiyaz dağıtmadık. Biz imtiyazın sadece millete ait olduğunu bildik ve millete imtiyaz dağıtmaya gayret ediyoruz."
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler başlıklarıyla şöyle:
* ''Birileri yaparsa doğru, aynı şeyi bir başkası yaparsa yanlış. Olmaz.''
* ''Sayın Baykal, yeri geliyor, bakıyorsun, ayetler gayet güzel okuyor maşallah. Bazen bakıyorsun, imamı azam, imamı ebu yusuf, bunları da aşıyor, geçiyor. Onlardan da güzel fetvalar filan bunları da söylüyor. Bu meşru, serbest. Ona herhangi bir şey yok, serbest...''
* ''Biz diyorduk ki, ''Bu ülkede, benim ülkemde, bizim vatanımda, başörtülüsü, başı açığı ele ele yürüdükleri gün; büyük Türkiye'dir, güçlü Türkiye'dir, huzurlu Türkiye'dir, istikrarlı Türkiye'dir.''
* ''Ayrımcılığı yapan kim? Ayrımcılığı yapan Baykal zihniyeti. Ayrımcılığı yapan bunlar.''
* ''Niye bu kapıları, bariyerleri birilerinin yüzüne kapamak? Neden? Buna kimsenin hakkı yok. Bunu aştığımız gün çok şeyler başarırız.''









laleler güller günü 1 mayıs









