AKP Türkiye’nin ‘yol işaretleri’ni değiştirdi
document.write(); SEMİR ATALLAH
Türkiye’de
iktidardaki İslamcı parti yönetiminde yaşananlar sürpriz ve bazen
etkileyici görünüyor.
Bu değişiklikleri, Atatürkçü laik partilerin ülkeyi yönetttiği uzun dönemler boyunca veya doğrudan askeri yönetim günlerinde yaşamadık.
Sondan başlayalım. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Ermenistan’a bir ziyaret
gerçekleştirdi.
Bu Charles De Gaulle’ün Almanya, Almanya Başbakanı Willy Brandt’ın Polonya, Japonya başbakanının da Güney Kore veya Çin’e yaptığı ziyaretlere benziyor.
Ermenistan ve Türkiye’nin tarihi katliamlar, savaşlar, işgaller ve çirkinliklerle dolu. Halkları bunları unutmuyor.
Fakat cesur liderler iktidara geliyor ve kurbanların sayısı, katliamların boyutu ve hatıraların derinliği ne olursa olsun, kesin sonucun uzlaşmak olduğunu kararlaştırıyorlar.
Laik Bülent Ecevit 1974’te Kıbrıs’a saldırdı ve adayı böldü. Bugün
adanın yeniden birleştirilmesi için ciddi görüşmeler yapılıyor. Sebepse
sadece Güney Kıbrıs’taki yeni iklim değil, aynı zamanda Ankara’daki
atmosfer. Yani Başbakan Tayyip Erdoğan ve partisi Türkiye’nin yeni
görüntüsünü inşa etmeye, sömürgeci olmayan bir dost ülke
kimliğiyle eski diyarlarına dönmeye çalışıyorlar. Ankara kabul etmeseydi Kıbrıs’ta bugünkü müzakereler yapılıyor olmazdı.
Türk ekonomisi Erdoğan’ın gölgesinde canlandı, turizm onun gölgesinde
katlandı. Nihai hedef AB üyeliği elde etmek olsun veya olmasın,
Türkiye’nin yol işaretleri İslamcıların gölgesinde tamamen değişti.
Oysa İslamcıların kapıları kapatmalarından, surlarını yükseltmelerinden
ve boğazları Avrupa akımlarına karşı kapatmalarından endişe ediliyordu.
Atatürk’ün Türkiye’si sırtını Araplara çevirme kararı almıştı.
İstanbul değil de küçük bir Anadolu kentinin başkent olduğu Atatürk Türkiye’si, geçmişin bütün düşmanlıklarıyla birlikte normal devletin sınırları
içinde gizlenmek istedi.
Bu devletin
‘İstanbul müezzini’yse kapılarını ve pencerelerini bütün yönlere açmaktan geri durmuyor.
(Londra’da Arapça yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, 15 Eylül 2008)
Erzincan'da çobanlık yaparken devlet memuruna hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl kitap okuma cezasına çarptırılan Özkan İlçi, bu sürede dünya klasiklerinden 41 eser okudu. Mahkeme, sanığın, her hafta Emniyet Müdürlüğü'ne giderek okuduğu kitaplardan özet çıkarmasına, bunu gerçekleştirmediği takdirde cezaevine gönderilmesine karar verdi. Bir yıl boyunca bir yandan koyunları otlatırken; diğer yandan kitap okuyan İlçi, cezasını tamamladı ve verilen süre içerisinde toplam 41 kitap okudu. 7-10 günde bir kitap bitiren İlçi'nin hayatı, aldığı ceza sayesinde değişti.

"ÖFKE, İMTİYAZ İSTEYENLEREDİR''
GAZİANTEP -
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisi için bazılarının, ''öfke dağıtıyor'' şeklinde eleştirilerde bulunduğunu ifade ederek, ''Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir'' dedi.
Erdoğan, partisinin Gaziantep Kadın Kolları 2. kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir zümre partisi değil, ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan bir parti olduğunu bildirdi. Erdoğan, ''AK Parti, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden doğan, milli iradeyi iktidara taşımaktan başka muradı olmayan bir partidir'' diye konuştu.
Hükümetin başarılarından söz eden Erdoğan, partililerin ''AK Parti'ye uzanan eller kırılsın'' şeklindeki sloganları üzerine araya giren Erdoğan, ''Hiç bunlara gerek yok. Demokrasilerde bizim talebimiz, ellerin kırılması olmaz, bizim talebimiz zulüm olmaz, bizim talebimiz şifa dağıtmak olur. Biz kavga için gelmedik, sevgi için geldik. Bizim farkımız bu'' dedi.
Kendilerini anlamak istemeyenlerin olabileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben bu aralar bazı televizyon kanallarını zaman zaman izliyorum. Diyorlar ki işte 'Başbakan öfke dağıtıyor, işte Başbakan 'şöyle' diyor, 'böyle' diyor.
Başbakan'ın o öfke dağıttığı anda bile bu ülkeye hizmet vardır. Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir. Bunu da böyle bilin. Çünkü, 5 yıllık süre içinde biz imtiyaz dağıtmadık. Biz imtiyazın sadece millete ait olduğunu bildik ve millete imtiyaz dağıtmaya gayret ediyoruz."
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler başlıklarıyla şöyle:
* ''Birileri yaparsa doğru, aynı şeyi bir başkası yaparsa yanlış. Olmaz.''
* ''Sayın Baykal, yeri geliyor, bakıyorsun, ayetler gayet güzel okuyor maşallah. Bazen bakıyorsun, imamı azam, imamı ebu yusuf, bunları da aşıyor, geçiyor. Onlardan da güzel fetvalar filan bunları da söylüyor. Bu meşru, serbest. Ona herhangi bir şey yok, serbest...''
* ''Biz diyorduk ki, ''Bu ülkede, benim ülkemde, bizim vatanımda, başörtülüsü, başı açığı ele ele yürüdükleri gün; büyük Türkiye'dir, güçlü Türkiye'dir, huzurlu Türkiye'dir, istikrarlı Türkiye'dir.''
* ''Ayrımcılığı yapan kim? Ayrımcılığı yapan Baykal zihniyeti. Ayrımcılığı yapan bunlar.''
* ''Niye bu kapıları, bariyerleri birilerinin yüzüne kapamak? Neden? Buna kimsenin hakkı yok. Bunu aştığımız gün çok şeyler başarırız.''









laleler güller günü 1 mayıs









