Aşırı sağdan korkutucu atak
Avusturya, Almanya, İtalya, Hollanda, İsviçre, Fransa ve Belçika’da göçmen karşıtlığına destek artıyor. 1930’lardaki dersleri hatırlamalıyız
Avusturya’da sert komutlar eşliğinde ve yabancıların kovulması çağrılarının gürültüsü arasında silahlarına sarılıyorlar.
İtalya’da siyah tişört giyiyorlar, saçlarını kısacık kestiriyorlar ve futbol maçlarında eski diktatörlerinin adını haykırıyorlar.
Almanya’da camilerin ya da yabancıların kaldığı pansiyonların önünde Avrupa’ya ‘göçmen istilası’ dedikleri şeyi protesto etmek için toplanıyorlar.
Dehşet verici ölümlerinden 60 küsür yıl sonra, Hitler ve Mussolini’nin
isimleri ve sembolleri hâlâ sokaklarda boy gösteriyor. Faşizm geri mi
dönüyor?
Seçime giden Avusturya’da, Jörg Haider’i devirip aşırı sağcı Özgürlük
Partisi’nin liderliğine gelen Heinz-Christian Strache, aşırılık
hissiyatına oynamanın nüfusun büyük bir bölümünde hâlâ rağbet görüyor
olmasının katkısıyla, ülkede en son iki nesil önce duyulmuş şeytan
Yahudiler söyleminin yerine yeni bir tehdit koydu:
Müslümanlar.
Sloganlar ‘İslam yerine vatan’ diyor.
‘Viyana İstanbul olmamalı’.
İslam ve sembolleri, Almanya ve Hollanda’da da aşırı sağın odağı haline
geldi.
Avrupa’nın en büyük camilerinden birinin inşasını durdurmak üzere cumartesi günü Köln’de
yüzlerce kişi toplandı. Belçika, İtalya ve Avusturya’dan aşırı sağcı
liderler Batı değerlerini ve Hristiyan geleneklerini koruma çağrılarına
katılmak üzere Köln’e akın etti; ki bu çağrılar halk desteği kazanmak
adına giderek ana akım politikacılar tarafından da dile getiriliyor.
Ancak faşizm nostaljisinin en aşikâr olduğu ve geçmişin yankılarının en
meşum olduğu yer İtalya. Mussolini’nin mozalesi, gösterilerde onun
ismini haykıran ve ideolojisini ve mimari mirasını yeniden canlandırmak
amacıyla kampanya yürüten neo-Faşistler için bir tapınak haline geldi.
Diktatörün torunu sağcı politikacı Alessandra Mussolini adını, Silvio
Berlusconi’nin koalisyonunda yer alan post-faşist Alleanza
Nationale’nin demokratik olmayan geçmişinden uzaklaşma yönündeki tüm
çabalarını aksatarak duyuruyor.
Ve bugünün sokaklardaki genç siyah tişörtlüleri, tıpkı ataları gibi, huzuru bozuyor.
Çingene kamplarındaki şiddetli çatışmalarda ve Romanyalılar ve diğer
göçmenlere yönelik saldırılarda ön plandaydılar. Roma’nın yeni sağcı
belediye başkanı gibi tüm yasadışı
göçmenlerin ülkeden kovulması çağrılarına öncülük ettiler ve hatta tüm
Çingene çocuklarının parmak izlerinin alınmasını önerdiler.
Sağcı hissiyatın büyümesi yalnızca eski Şer ülkelerine özgü değil.
İsviçre, Fransa ve Belçika liberalizme ve hoşgörüye karşı çıkan ve
karşıtlarının gözünü korkutmak için şiddet taktiklerine başvurmakta
beis görmeyen popülist partilerin ortaya çıkışına tanık oldu. Onları
birleştiren şey Yahudi düşmanlığı değil -her ne kadar bu iğrenç
hissiyat bu günlerde Avrupa ülkelerinde büyüyor olsa da-, özellikle
Afrika ve Müslüman dünyadan göçe karşı olmaları.
Azınlıkları suçlamak stres altındaki bir toplumda görülen arazlardan
biridir.
Britanya’da şimdiye kadar aşırı sağ biraz siyasi kazanım elde edebildi.
Ve ekonomik hengâmenin sosyal gerilimi azdıracağının neredeyse kesin olduğu böyle bir dönemde, tüm gruplardan politikacılar, aşırılıkçıların çirkin gündemlerine odaklanmaya zorlanıyor.
Tarih ders verir.
Ve 1930’lardaki dersler hâlâ hayati önem taşıyor.
(Başyazı, 27 Eylül 2008)
Erzincan'da çobanlık yaparken devlet memuruna hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl kitap okuma cezasına çarptırılan Özkan İlçi, bu sürede dünya klasiklerinden 41 eser okudu. Mahkeme, sanığın, her hafta Emniyet Müdürlüğü'ne giderek okuduğu kitaplardan özet çıkarmasına, bunu gerçekleştirmediği takdirde cezaevine gönderilmesine karar verdi. Bir yıl boyunca bir yandan koyunları otlatırken; diğer yandan kitap okuyan İlçi, cezasını tamamladı ve verilen süre içerisinde toplam 41 kitap okudu. 7-10 günde bir kitap bitiren İlçi'nin hayatı, aldığı ceza sayesinde değişti.

"ÖFKE, İMTİYAZ İSTEYENLEREDİR''
GAZİANTEP -
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisi için bazılarının, ''öfke dağıtıyor'' şeklinde eleştirilerde bulunduğunu ifade ederek, ''Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir'' dedi.
Erdoğan, partisinin Gaziantep Kadın Kolları 2. kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir zümre partisi değil, ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan bir parti olduğunu bildirdi. Erdoğan, ''AK Parti, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden doğan, milli iradeyi iktidara taşımaktan başka muradı olmayan bir partidir'' diye konuştu.
Hükümetin başarılarından söz eden Erdoğan, partililerin ''AK Parti'ye uzanan eller kırılsın'' şeklindeki sloganları üzerine araya giren Erdoğan, ''Hiç bunlara gerek yok. Demokrasilerde bizim talebimiz, ellerin kırılması olmaz, bizim talebimiz zulüm olmaz, bizim talebimiz şifa dağıtmak olur. Biz kavga için gelmedik, sevgi için geldik. Bizim farkımız bu'' dedi.
Kendilerini anlamak istemeyenlerin olabileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben bu aralar bazı televizyon kanallarını zaman zaman izliyorum. Diyorlar ki işte 'Başbakan öfke dağıtıyor, işte Başbakan 'şöyle' diyor, 'böyle' diyor.
Başbakan'ın o öfke dağıttığı anda bile bu ülkeye hizmet vardır. Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir. Bunu da böyle bilin. Çünkü, 5 yıllık süre içinde biz imtiyaz dağıtmadık. Biz imtiyazın sadece millete ait olduğunu bildik ve millete imtiyaz dağıtmaya gayret ediyoruz."
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler başlıklarıyla şöyle:
* ''Birileri yaparsa doğru, aynı şeyi bir başkası yaparsa yanlış. Olmaz.''
* ''Sayın Baykal, yeri geliyor, bakıyorsun, ayetler gayet güzel okuyor maşallah. Bazen bakıyorsun, imamı azam, imamı ebu yusuf, bunları da aşıyor, geçiyor. Onlardan da güzel fetvalar filan bunları da söylüyor. Bu meşru, serbest. Ona herhangi bir şey yok, serbest...''
* ''Biz diyorduk ki, ''Bu ülkede, benim ülkemde, bizim vatanımda, başörtülüsü, başı açığı ele ele yürüdükleri gün; büyük Türkiye'dir, güçlü Türkiye'dir, huzurlu Türkiye'dir, istikrarlı Türkiye'dir.''
* ''Ayrımcılığı yapan kim? Ayrımcılığı yapan Baykal zihniyeti. Ayrımcılığı yapan bunlar.''
* ''Niye bu kapıları, bariyerleri birilerinin yüzüne kapamak? Neden? Buna kimsenin hakkı yok. Bunu aştığımız gün çok şeyler başarırız.''









laleler güller günü 1 mayıs









