![]() |
Cankurtaran simitleri! |
İki
gündür ABD’de olan kötü finansal gelişmelere ne gibi adımlar “ilaç”
olur konusunu incelemekte idik. Bu arada kendi pozisyonumuzu da açık ve
seçik tekrar ortaya koyalım. Genel felaketçi kanıdan, çok uzun zamandır
farklı düşündüğümüzü burada bir kere daha vurgulayalım.
Birincisi,
tüm olaylara rağmen ABD üçüncü çeyrek büyüme rakamının, küçük de olsa
pozitif çıkması olasılığı çok yüksek. Yani ABD şu anda resesyonda
değil. Yılın son çeyreğinde ne olacağını da, bundan sonra ortalığa
çıkacak olan “kamusal cankurtaran simitlerinin” başarısı belirleyecek.
İkincisi,
sorunların temeli olan ABD, cankurtaran simidi üretmekte Avrupa’ya
nazaran çok daha aktif ve esnek davranmakta. ABD Hazinesi (vergi iadesi
gibi işler yaptı) ve ABD Merkez Bankası (likidite verme operasyonları)
çok aktif davranmakta. Bu nedenle bu toz duman durulduğu zaman pek
reaksiyonsuz olan AB ve Avrupa genelinde olacak olan reel tahribatın
boyutunun küçük olmayacağını da zaman içinde göreceğiz. Bilindiği gibi
AB merkez bankasının para politikası çok merkezi, AB içinde kurlar
sabit ve federal bir bütçe de yok ve işgücü piyasası da esnek değil.
Üçüncüsü,
ABD reel taraf büyümesi büyük çapta net ihracatın (yani ihracat eksi
ithalat demek ) büyümeye pozitif katkısı ile ayakta kalmakta. Bu da
büyük çapta doların değer kaybı ile ilişkili. İleride kur sonucu dış
ticaret nedeni ile Avrupa yavaşladığı zaman, ikinci tur etkileri nedeni
ile, ABD net ihracatı da azalacak.
Dördüncüsü, Türkiye
ABD’deki finans dalgalanmalarından tabii ki etkilenecektir. Ama biz
borsada büyük dalgalanmalardan bahsetmiyoruz. Onlar olağan. Ama diğer
taraftan Türkiye’ye doğru sermaye hareketi, azalan dozda da olsa,
fiyatı yükselse de, gelmeye devam edecektir. Zaten şu anda cuma günü
itibarıyla, Türk bankaları dış bankaları fonlamakta. Ama esas reel
sorunumuz da, Avrupa ile olan dış ticaretimizde ileride gerçekleşecek
olan daralma nedeni ile büyüyecektir.
Beşincisi, dün de
belirttik, uzun vadede ABD Glass-Stegall Act denen ve bankacılık ile
sermaye piyasası faaliyetlerini ayıran ve 1999 yılında kaldırdığı
düzenlemeyi geri getirecek gibi gözüküyor. Bu tüm dünyada düşünülecek
bir rejim değişikliği olacak!
Altıncısı, ABD finansal krizi,
sorunlar mevduat - kredi bankalarına büyük çapta atlamadıkça ve klasik
mevduat bankalarından mevduat çekilmesi olmadığı sürece, göğüslenebilir
şekilde devam eder. Mevduat bankalarında büyük risklilik henüz
oluşmamıştır. Dikkat edilirse dün de detaylı yazdığımız gibi , sorunlu
olanlar yatırım bankaları ve diğer menkul kıymet kurumlarıdır.
Kurtarıcı rolündeki Bank of America, bir klasik ve dev mevduat
bankasıdır ve dev bir yatırım bankası olan Merrill Lynch’i satın alarak
kurtarmak onlara düşmüştür. Zaten 10 kadar mevduat bankası da
birleşerek yatırım bankalarını ve diğer “kumarbaz mali kurumları”
kurtarma operasyonu yapmak için fon oluşturmuşlardır.
Yedincisi,
dün medyaya iki önemli haber yansımıştır. Dünyanın her yerinde merkez
bankaları swap line denen olanakları kullanarak yabancı merkez
bankalarına olan dolar talebini karşılama olanağı bulmuşlardır. ABD
Merkez Bankası FED tarafından yaratılan 180 milyar dolarlık olanak ile
tüm dünya piyasalarına dolar cinsinden önemli boyutta likidite
sağlanmış oluyor.
Sekizincisi, çarşamba günü 1988-1993 arasında
ABD Hazine Bakanı olan Nicholas F.Brady, 1993-1998 arasında ABD’de
Controller of The Currency görevi yapmış olan Eugene A.Ludwig ve
1980’li yıllara girilirken 1979-1987 arasında ABD Merkez Bankası
Başkanlığı yapmış olan Paul Volcker müşterek bir bildiri ve medya
yazıları ile 1930 ve 1990’lı yıllarda kurtarma operasyonlarında
kullanılmış olan ve “Resolution Trust Corporation” adlı , kötü
aktifleri devir alan ve piyasadaki risk ve itimatsızlığı azaltmaya
yarayacak, kredi daralması ve mevduat bankalarına kriz sıçramasını
önleyecek dev bir kamu birimi kurulmasını önermişlerdi. Bu öneri cuma
itibarıyla Bakan Paulson tarafından hükümete kabul ettirilmiş
bulunuyor. Bu kurum piyasada müşterisi olmayan değeri düşmüş mali
varlıkları satın alacak. Bu varlıkları, yeni kurum RTC, Merkez
Bankası’nın iskonto penceresinde tutulabileceği süreden çok daha uzun
süre elde tutacak ve düzenli likidasyon yani elden çıkarma sağlayacak.
Sorunlu konut ipotek senetlerini de aileleri evlerinden çıkarmadan,
evlere el konmadan ve konut değerlerinin daha da düşmesini önleyerek,
muhafaza etmek ve FDIC denen mevduat sigortası kurumuna da yardımcı
olmak görevlerini ifa edecek. Tabii işe dev kamusal kaynaklarla
başlaması gerek.
Dokuzuncusu, ABD mevduat bankalarının
vatandaşların kredi kartlarının limitlerinin düşürülmesi şeklindeki
otomatik girişimlerinin engellenmesi ile tüketimde bir daralma
gelmesini engellemek adımı da gündeme geliyor.
Bu sayılan
önlemler cuma günü piyasaların sakinleşmesini getirdi. Siz borsaların
sallanmasına bakmayın. Borsalar iner çıkar. Ama Türkiye hepsinden de
çok sallanır.
Çünkü ülke içindeki kavganın da bir ek maliyeti var!
Erzincan'da çobanlık yaparken devlet memuruna hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl kitap okuma cezasına çarptırılan Özkan İlçi, bu sürede dünya klasiklerinden 41 eser okudu. Mahkeme, sanığın, her hafta Emniyet Müdürlüğü'ne giderek okuduğu kitaplardan özet çıkarmasına, bunu gerçekleştirmediği takdirde cezaevine gönderilmesine karar verdi. Bir yıl boyunca bir yandan koyunları otlatırken; diğer yandan kitap okuyan İlçi, cezasını tamamladı ve verilen süre içerisinde toplam 41 kitap okudu. 7-10 günde bir kitap bitiren İlçi'nin hayatı, aldığı ceza sayesinde değişti.

"ÖFKE, İMTİYAZ İSTEYENLEREDİR''
GAZİANTEP -
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisi için bazılarının, ''öfke dağıtıyor'' şeklinde eleştirilerde bulunduğunu ifade ederek, ''Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir'' dedi.
Erdoğan, partisinin Gaziantep Kadın Kolları 2. kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir zümre partisi değil, ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan bir parti olduğunu bildirdi. Erdoğan, ''AK Parti, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden doğan, milli iradeyi iktidara taşımaktan başka muradı olmayan bir partidir'' diye konuştu.
Hükümetin başarılarından söz eden Erdoğan, partililerin ''AK Parti'ye uzanan eller kırılsın'' şeklindeki sloganları üzerine araya giren Erdoğan, ''Hiç bunlara gerek yok. Demokrasilerde bizim talebimiz, ellerin kırılması olmaz, bizim talebimiz zulüm olmaz, bizim talebimiz şifa dağıtmak olur. Biz kavga için gelmedik, sevgi için geldik. Bizim farkımız bu'' dedi.
Kendilerini anlamak istemeyenlerin olabileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben bu aralar bazı televizyon kanallarını zaman zaman izliyorum. Diyorlar ki işte 'Başbakan öfke dağıtıyor, işte Başbakan 'şöyle' diyor, 'böyle' diyor.
Başbakan'ın o öfke dağıttığı anda bile bu ülkeye hizmet vardır. Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir. Bunu da böyle bilin. Çünkü, 5 yıllık süre içinde biz imtiyaz dağıtmadık. Biz imtiyazın sadece millete ait olduğunu bildik ve millete imtiyaz dağıtmaya gayret ediyoruz."
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler başlıklarıyla şöyle:
* ''Birileri yaparsa doğru, aynı şeyi bir başkası yaparsa yanlış. Olmaz.''
* ''Sayın Baykal, yeri geliyor, bakıyorsun, ayetler gayet güzel okuyor maşallah. Bazen bakıyorsun, imamı azam, imamı ebu yusuf, bunları da aşıyor, geçiyor. Onlardan da güzel fetvalar filan bunları da söylüyor. Bu meşru, serbest. Ona herhangi bir şey yok, serbest...''
* ''Biz diyorduk ki, ''Bu ülkede, benim ülkemde, bizim vatanımda, başörtülüsü, başı açığı ele ele yürüdükleri gün; büyük Türkiye'dir, güçlü Türkiye'dir, huzurlu Türkiye'dir, istikrarlı Türkiye'dir.''
* ''Ayrımcılığı yapan kim? Ayrımcılığı yapan Baykal zihniyeti. Ayrımcılığı yapan bunlar.''
* ''Niye bu kapıları, bariyerleri birilerinin yüzüne kapamak? Neden? Buna kimsenin hakkı yok. Bunu aştığımız gün çok şeyler başarırız.''










laleler güller günü 1 mayıs









