Cevabını arayan soru
Cuma... Cumartesi... Pazar...
Türkiye’nin üzerine bir kor ateşi gibi düşen ‘Aktütün Baskını’nı’ biz ne zaman öğrendik?
Cumartesi sabahı... Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklaması ile...
Açıklamanın
ilk cümlesi şöyleydi:
‘Hakkári ili Şemdinli ilçesi bölgesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü’nün batıdan emniyetini sağlayan
Bayraktepe’deki unsurlarına karşı dün öğleden sonraki saatlerde bölücü terör örgütü tarafından Irak’ın kuzeyinde bulunan ağır silahlarının da
desteği ile saldırı girişiminde bulunulmuştur.’
* * *
‘Bayraktepe’deki
unsurlara karşı dün öğleden sonra...’ Açıklama cumartesi sabahı
yapıldığına göre saldırı cuma öğlen olmuş. Gerçekten de ‘saldırı’
haberi cumartesi günkü gazetelerde yer alıyordu...
Ama farklı bir biçimde. Nasıl mı?
4
Ekim Cumartesi günkü Hürriyet Gazetesi’nin 16. sayfasının altında,
Doğan Haber Ajansı mahreçli ve Ferit Demir imzalı dört sütunluk ‘PKK 2
şoförü bıraktı’ başlıklı haberin içindeki ‘Namazda ateş’ bölümünü
beraberce okuyalım:
‘Hakkári’nin Şemdinli İlçesi’nde Irak
sınırına 4 kilometre uzaklıktaki Aktütün Karakolu’na, 73 haneli köy
sakinlerinin cuma namazı için camide bulunduğu sırada taciz ateşi
açıldı. Karakoldaki askerlerle, Irak’tan sızan teröristler arasında
çatışma çıktı.
Aralıklarla yaklaşık 3 saat kadar süren
çatışmadan sonra püskürtülen teröristler, Irak topraklarına kaçtı.
Çatışmada bir er yaralandı.’
* * *
Üç saat süren
baskının püskürtüldüğünü ve sadece bir askerin yaralandığını söyleyen
haberi, Doğan haber Ajansı’nın hangi saatte servise koyduğuna da
baktım.
‘PKK’lılar Aktütün Karakolu’na Taciz Ateşi Açtı’ başlığıyla, 3 Ekim Cuma günü saat 16.52’de servise konmuş.
Saldırı,
haberde sözü edilen ve farklı kaynaklar tarafından da doğrulandığı
şekliyle ‘cuma namazı’ sırasında başlamış... Demek ki Aktütün Jandarma
Sınır Bölüğü’nün Batı’dan emniyetini sağlayan Bayraktepe’ye saldırı
saat 13’de olmuş.
Haberde vurgulandığı haliyle, üç saat kadar süren çatışma sonucu PKK püskürtüldüğüne göre 16’da da sona ermiş.
Zaten haber de saat 17’ye doğru servise konmuş. Cumartesi günü de bu haliyle gazetelerde yer almış.
* * *
Ama gel gör ki... Dünkü yani pazar günkü haberlerde içerik değişmişti...
5
Ekim tarihli Hürriyet Gazetesi’nin 18. sayfasındaki Doğan Haber Ajansı
mahreçli imzasız ‘Yine Aktütün’ başlıklı haberde, saldırı bu kez bir
önceki güne göre daha farklı bir biçimde anlatılıyordu:
‘Bayram
tatilinin son günlerinde Hakkári’den gelen haberle yüreklere ateş
düştü. Bölücü terör örgütünün, Hakkari-Irak sınırında sıfır noktasında
görev yapan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü’ne 350 teröristle düzenlediği
saldırıda 15 asker şehit oldu. 2 uzman erbaş kayboldu. 22 asker de
yaralandı.
Gündüz başlayan ve 5 saat süren çatışmalar sırasında en az 23 teröristin etkisiz hale getirildiği açıklandı.
Terör
örgütünün uzun süren hazırlıkla Kuzey Irak’taki Zap kampından
düzenlediği anlaşılan saldırının, Meclis’te çarşamba günü görüşülecek
sınır ötesi operasyon tezkeresinin öncesine rastlaması dikkat çekti.
Irak’ın
kuzeyinden gelen terörist grup, öğle saatlerinde sınıra 4 kilometredeki
Aktütün Karakolu’nun batı yönünden güvenliğini sağlayan sıfır noktadaki
Bayraktepe timlerine saldırdı.
Teröristler, sınır yakınına
taşıdıkları ağır silahlarla Bayraktepe’nin yanı sıra, Aktütün
Karakolu’ndaki bölüğü de ateş altına aldı.
Genelkurmay
Başkanlığı, emniyet unsurlarının, saldırıdan önce bir jandarma özel
harekat timiyle takviye edildiğini, çatışma sırasında Bayraktepe’de bir
bölüğe (100 asker dolayında) yakın kuvvet bulunduğunu açıkladı. Cuma
günü öğle saatlerinde başlayan çatışmalar, akşam hava kararıncaya kadar
yaklaşık 5 saat dolayında sürdü.
Saldırının bilançosu dün sabah erken saatte Genelkurmay Başkanlığı’nca açıklandı.’
* * *
Cuma günü Aktütün’den gelen haberlerde çatışmanın üç saat sürdüğü vurgulanıyordu.
Cumartesi
bu süre beşe çıktı. Cuma günü gelen haberde çatışma bitmiş, saldırı
püskürtülmüş, sadece bir er yaralanmıştı. Cumartesi günkü haberde ise
bu bilanço da çok farklılaştı.
Ayrıca.. Habere ‘teröristlerin
sınır yakınına taşıdıkları ağır silahlarla Bayraktepe’nin yanı sıra,
Aktütün Karakolu’ndaki bölüğü de ateş altına aldı’ tespitleri de dáhil
edildi.
O ağır silahların bölüğün burnunun dibine bir günde
getirilemeyeceğini, o halde bunun nasıl tespit edilemediği sorusunu da
bir yana koyuyorum.
* * *
Çünkü asıl merakım sadece o değil...
Cevabını arayan soru, 3 Ekim saat 16’ya kadar ajanslardan geçen haber ile sonrası arasındaki fark.
Ajans haberi doğru ise bu arada ne oldu?
Sadece
bir erimizin yaralanmasıyla püskürtülen üç saatlik çatışma nasıl böyle
ağır bir bilançoya dönüştü? Bu sorunun samimi ve doğru cevabı nedir?
Aktütün
Köyü’ne giriş ve çıkış yasak olduğuna göre bu cevabı oralarda arama
imkánı yok ama belki ajans ya da askeri yetkililer bize açıklar.
Hiç
de normal olmayan bu durum belki böylece aydınlanır... Çünkü tüm
Türkiye’nin önünde, ‘resmi açıklamalardan’ ziyade ‘samimi itiraflara’
çok daha fazla ihtiyaç duyulan ağır bir bilanço var.
Erzincan'da çobanlık yaparken devlet memuruna hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl kitap okuma cezasına çarptırılan Özkan İlçi, bu sürede dünya klasiklerinden 41 eser okudu. Mahkeme, sanığın, her hafta Emniyet Müdürlüğü'ne giderek okuduğu kitaplardan özet çıkarmasına, bunu gerçekleştirmediği takdirde cezaevine gönderilmesine karar verdi. Bir yıl boyunca bir yandan koyunları otlatırken; diğer yandan kitap okuyan İlçi, cezasını tamamladı ve verilen süre içerisinde toplam 41 kitap okudu. 7-10 günde bir kitap bitiren İlçi'nin hayatı, aldığı ceza sayesinde değişti.

"ÖFKE, İMTİYAZ İSTEYENLEREDİR''
GAZİANTEP -
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisi için bazılarının, ''öfke dağıtıyor'' şeklinde eleştirilerde bulunduğunu ifade ederek, ''Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir'' dedi.
Erdoğan, partisinin Gaziantep Kadın Kolları 2. kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir zümre partisi değil, ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan bir parti olduğunu bildirdi. Erdoğan, ''AK Parti, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden doğan, milli iradeyi iktidara taşımaktan başka muradı olmayan bir partidir'' diye konuştu.
Hükümetin başarılarından söz eden Erdoğan, partililerin ''AK Parti'ye uzanan eller kırılsın'' şeklindeki sloganları üzerine araya giren Erdoğan, ''Hiç bunlara gerek yok. Demokrasilerde bizim talebimiz, ellerin kırılması olmaz, bizim talebimiz zulüm olmaz, bizim talebimiz şifa dağıtmak olur. Biz kavga için gelmedik, sevgi için geldik. Bizim farkımız bu'' dedi.
Kendilerini anlamak istemeyenlerin olabileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben bu aralar bazı televizyon kanallarını zaman zaman izliyorum. Diyorlar ki işte 'Başbakan öfke dağıtıyor, işte Başbakan 'şöyle' diyor, 'böyle' diyor.
Başbakan'ın o öfke dağıttığı anda bile bu ülkeye hizmet vardır. Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir. Bunu da böyle bilin. Çünkü, 5 yıllık süre içinde biz imtiyaz dağıtmadık. Biz imtiyazın sadece millete ait olduğunu bildik ve millete imtiyaz dağıtmaya gayret ediyoruz."
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler başlıklarıyla şöyle:
* ''Birileri yaparsa doğru, aynı şeyi bir başkası yaparsa yanlış. Olmaz.''
* ''Sayın Baykal, yeri geliyor, bakıyorsun, ayetler gayet güzel okuyor maşallah. Bazen bakıyorsun, imamı azam, imamı ebu yusuf, bunları da aşıyor, geçiyor. Onlardan da güzel fetvalar filan bunları da söylüyor. Bu meşru, serbest. Ona herhangi bir şey yok, serbest...''
* ''Biz diyorduk ki, ''Bu ülkede, benim ülkemde, bizim vatanımda, başörtülüsü, başı açığı ele ele yürüdükleri gün; büyük Türkiye'dir, güçlü Türkiye'dir, huzurlu Türkiye'dir, istikrarlı Türkiye'dir.''
* ''Ayrımcılığı yapan kim? Ayrımcılığı yapan Baykal zihniyeti. Ayrımcılığı yapan bunlar.''
* ''Niye bu kapıları, bariyerleri birilerinin yüzüne kapamak? Neden? Buna kimsenin hakkı yok. Bunu aştığımız gün çok şeyler başarırız.''


Mehmet ALTAN






laleler güller günü 1 mayıs









