Irak ordusu siyasetten uzak durmalı
document.write(); FARUK HACI MUSTAFA
Irak’ta peşmergenin meclis izniyle konuşlandırıldığı Diyala ve Hanekin’den çekilmesi ve yerine ordunun yerleştirilmesi talebi Kürtleri öfkelendirdi.
Bağdat orduyu siyasi emelleri için kullanmaktan vazgeçmeli
Kuzey Irak Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, birkaç gün önce El Cezire’ye Irak’ta bir askeri darbe yaşanabileceğinden dem vurmuştu.
Barzani’nin sözleri, iktidardaki müttefiklerini tehdit ettiğine yoruldu.
Bu sözler ayrıca, özellikle de çekişmeli kuzey bölgelerindeki hem güvenlikle ilgili hem de siyasi gelişmeler sonrasında, müttefiklerinden bazılarıyla ayrı düştüğüne açıklık getirdi.
Kürtlere göre ordu, peşmergenin bu bölgelerdeki varlığının yasal
olmasına rağmen bu güçlere karşı darbe yaptı. Şöyle ki, peşmerge bu
bölgelere
güvenlik ve istikrara katkıda bulunması için koalisyon güçleri ve Irak ordusunun anlaşması üzerine iki yıl önce konuşlandırılmıştı.
Gerçekten de
peşmerge güçleri Diyala’da bulundukları dönemde etkin rol oynadı. Kürtleri kızdıran şey peşmergenin Diyala ve Hanekin’den kovulması
değil, konunun tahrik edici bir biçimde işleve konulması.
Zira Kürtlere göre ordu peşmergeyle böylesine darbeci bir yöntem üzerinden ilişki kuramaz.
Özellikle de ordunun görevi halkı korumakla sınırlıyken ve ötekine
karşı bir siyasi tarafa hizmet etmesi uygun değilken...
Barzani’nin sözleri demokrasinin varlığı çerçevesinde gayet makuldü. Lübnan’daki gelişmeleri takip edenler ordunun görevinin mahiyetini iyi bilir.
Lübnan’da bugün en önemli tartışma, orduyu korumak ve siyasi mezhepçiliğe kaymasını engellemekle ilgili.
Barzani askeri darbenin dinamiklerinin varlığından söz etti ve böyle
bir darbenin, ordunun nüfuzunun siyasete müdahale edecek şekilde
genişletilmesi durumunda mümkün olabileceğini ifade etti. Fakat Irak’ta bir darbe yaşanmasını ve işlerin partilerin elinden çıkmasını arzulayanlar
var. İşin aslı, bu ülkede darbe kültürü mevcut ve Irak tarihte birçok darbeye sahne oldu. Saddam Hüseyin sert olmasaydı, Amerikalılar Baas rejimini
savaşla değil darbeyle değiştirmeye çalışırdı. Zira bu seçenek külfetli olmazdı ve Amerikalıları bugünkü kayıplarından korurdu.
Diğer yandan, fazla uzağa gitmeye de gerek yok. Saddam’ın kendisi ve
ondan önceki iktidar da darbeyle gelmiştı. Irak’taki ilki darbe
1950’lerde
Abdulkerim Kasım tarafından yapıldı ve krallık rejimini kaldırdı. Kasım belki de, Kürt sorununun çözülmesi gerektiğini anlayan tek liderdi.
Onun
zamanında Molla Mustafa Barzani Arap lider Cemal Abdül Nasır’ın yardımıyla sürgünden döndü. 1960’ların sonlarında, Ahmed Hasam Bekr ve
Saddam Hüseyin darbesi yaşandı. Saddam Kürtlerle 1970’lerde özerklik anlaşması imzaladı. Fakat anlaşma hali hazırdaki kutupların arasında
çekişme konusu olan bölgeler sebebiyle uzun sürmedi. Mustafa Barzani anlaşmayı reddetti ve Saddam rejimine karşı isyana başvurdu.
Darbeler toplumun psikolojisinde olumsuz etkiler bıraktı. Saddam
darbeci eğilimi yüzünden bazıları yakını da olan birçok insanı öldürdü.
Bugün bazı Iraklılar, Saddam’ınki gibi bir rejimin değil, güvenlik ve istikrara destek olacak veya en azından Iraklılara elektrik
temin edecek bir rejimin iktidara gelmesi için bir darbe yaşanmasını temenni ediyor.
Bir darbe gerçekleşirse Kürtler yeni veriler gereği kaybeden taraf
olmayacak.
Hatta kazanan taraf da olabilirler.
Ancak ordu siyasi çekişmelerde
tarafsız olmalı ve rolü Irak’ı dış tehditlerden savunmakla sınırlı kalmalı.
(Lübnan gazetesi Sefir, 30 Eylül 2008)
Erzincan'da çobanlık yaparken devlet memuruna hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl kitap okuma cezasına çarptırılan Özkan İlçi, bu sürede dünya klasiklerinden 41 eser okudu. Mahkeme, sanığın, her hafta Emniyet Müdürlüğü'ne giderek okuduğu kitaplardan özet çıkarmasına, bunu gerçekleştirmediği takdirde cezaevine gönderilmesine karar verdi. Bir yıl boyunca bir yandan koyunları otlatırken; diğer yandan kitap okuyan İlçi, cezasını tamamladı ve verilen süre içerisinde toplam 41 kitap okudu. 7-10 günde bir kitap bitiren İlçi'nin hayatı, aldığı ceza sayesinde değişti.

"ÖFKE, İMTİYAZ İSTEYENLEREDİR''
GAZİANTEP -
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisi için bazılarının, ''öfke dağıtıyor'' şeklinde eleştirilerde bulunduğunu ifade ederek, ''Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir'' dedi.
Erdoğan, partisinin Gaziantep Kadın Kolları 2. kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir zümre partisi değil, ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan bir parti olduğunu bildirdi. Erdoğan, ''AK Parti, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden doğan, milli iradeyi iktidara taşımaktan başka muradı olmayan bir partidir'' diye konuştu.
Hükümetin başarılarından söz eden Erdoğan, partililerin ''AK Parti'ye uzanan eller kırılsın'' şeklindeki sloganları üzerine araya giren Erdoğan, ''Hiç bunlara gerek yok. Demokrasilerde bizim talebimiz, ellerin kırılması olmaz, bizim talebimiz zulüm olmaz, bizim talebimiz şifa dağıtmak olur. Biz kavga için gelmedik, sevgi için geldik. Bizim farkımız bu'' dedi.
Kendilerini anlamak istemeyenlerin olabileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben bu aralar bazı televizyon kanallarını zaman zaman izliyorum. Diyorlar ki işte 'Başbakan öfke dağıtıyor, işte Başbakan 'şöyle' diyor, 'böyle' diyor.
Başbakan'ın o öfke dağıttığı anda bile bu ülkeye hizmet vardır. Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir. Bunu da böyle bilin. Çünkü, 5 yıllık süre içinde biz imtiyaz dağıtmadık. Biz imtiyazın sadece millete ait olduğunu bildik ve millete imtiyaz dağıtmaya gayret ediyoruz."
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler başlıklarıyla şöyle:
* ''Birileri yaparsa doğru, aynı şeyi bir başkası yaparsa yanlış. Olmaz.''
* ''Sayın Baykal, yeri geliyor, bakıyorsun, ayetler gayet güzel okuyor maşallah. Bazen bakıyorsun, imamı azam, imamı ebu yusuf, bunları da aşıyor, geçiyor. Onlardan da güzel fetvalar filan bunları da söylüyor. Bu meşru, serbest. Ona herhangi bir şey yok, serbest...''
* ''Biz diyorduk ki, ''Bu ülkede, benim ülkemde, bizim vatanımda, başörtülüsü, başı açığı ele ele yürüdükleri gün; büyük Türkiye'dir, güçlü Türkiye'dir, huzurlu Türkiye'dir, istikrarlı Türkiye'dir.''
* ''Ayrımcılığı yapan kim? Ayrımcılığı yapan Baykal zihniyeti. Ayrımcılığı yapan bunlar.''
* ''Niye bu kapıları, bariyerleri birilerinin yüzüne kapamak? Neden? Buna kimsenin hakkı yok. Bunu aştığımız gün çok şeyler başarırız.''









laleler güller günü 1 mayıs









