Komşular Kürtlerin işini zorlaştırıyor
document.write(); YUSUF EL KUVEYLET
Filistin
sorunuyla Kürt sorunu arasında çok ciddi benzerlikler var. Zira iki
halk da ya işgal altına girdi ya da komşu ülkeler arasında azınlık
olacak şekilde parçalandı. Özgürlük ve devlet oluşturma eğilimi peşi
sıra gelen nesillerin değişmez paydası oldu; her iki halk ve liderleri
açısından öncelik listesinde yer aldı.
Filistinliler Arap kucağında yaşadı ve onlardan kaynaklanan sebeplerden
ötürü bölgede değişim yaşandı. Darbeler oldu, haritalar değişti.
Batı’nın müttefiki olan İsrail’le bir dizi savaşa girdik. İsrail,
göçmen devleti olması ve dışarıdan gelen halkların deneyimi sayesinde,
para ve silahlanma kanalıyla kendi oluşumunu kurabildi. Fakat Arap
yarası kanadı ve bu durum taraflar arasında kısmi zaferler ve
yenilgiler yaşanana dek sürdü.
Ardından denklemin bir parçası olmak isteyen direnişçi Filistin çıktı
ortaya. Bir zamanlar sol direniş bir numaraydı. Fakat siyasi yanlışlar
yapıldı, savaşlar veya müzakereler Filistinlilere verilen toprakların
genişlemesine etkide bulunmadı. Roller ve hatta politikaların değişmesi
suretiyle, Filistin’de iç kriz çıktı. Durum, hiçbir kazanım elde
edilmeksizin zarara uğradı.
Kürtler de benzer süreçler yaşadı. Batı’yı, 1950 ve 1960’larda patlak
veren devrimci eğilimin alternatifi olduklarına ikna etmeye çalıştılar.
Bel bağladıkları şeyleri kaybedince de İsrail’e
yöneldiler. Komünizme yöneldiler, ancak başka eğilimlere de halat
attılar. Hedefse, Kürt devleti kurmanın en önemli ilke olarak
kalmasıydı. Fakat herhangi bir oluşumun varlığını ve hatta daha büyük
bir devletin nüveleri olacak bir cepheyi dahi reddeden komşular
nedeniyle şartlar çatışmayı daha da zorlaştırdı.
Şu an Kuzey Irak’ta Kürt devletinin nüveleri için plan yapıyorlar, farklı mezhepler, milletler
ve uyruklarla birlikte, ihtilaflı bölgelere yoğunlaşmaya çalışıyorlar.
Bu yoğunlaşmayı bölgedeki petrol yasası gerektiriyor ve bu durum sadece
merkezi Irak hükümetinin mücadelesini değil, ABD’yle müttefiki Türkiye
arasındaki eşgüdümlü muhalefeti de zorlaştırıyor.
Şartlar değişip İran’la ilgili nükleer silah sorunu çözülürse, İran ve
Suriye’yle de benzer bir eşgüdüm sağlanabilir. Suriye’yle İsrail
arasında çözüme yönelik açılımcı girişimler söz konusu. Bütün bu
gelişmeler Kürt sorunundan ayrılamaz.
(Suudi Arabistan gazetesi Riyad,
başyazı, 15 Eylül 2008)
Erzincan'da çobanlık yaparken devlet memuruna hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl kitap okuma cezasına çarptırılan Özkan İlçi, bu sürede dünya klasiklerinden 41 eser okudu. Mahkeme, sanığın, her hafta Emniyet Müdürlüğü'ne giderek okuduğu kitaplardan özet çıkarmasına, bunu gerçekleştirmediği takdirde cezaevine gönderilmesine karar verdi. Bir yıl boyunca bir yandan koyunları otlatırken; diğer yandan kitap okuyan İlçi, cezasını tamamladı ve verilen süre içerisinde toplam 41 kitap okudu. 7-10 günde bir kitap bitiren İlçi'nin hayatı, aldığı ceza sayesinde değişti.

"ÖFKE, İMTİYAZ İSTEYENLEREDİR''
GAZİANTEP -
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisi için bazılarının, ''öfke dağıtıyor'' şeklinde eleştirilerde bulunduğunu ifade ederek, ''Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir'' dedi.
Erdoğan, partisinin Gaziantep Kadın Kolları 2. kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir zümre partisi değil, ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan bir parti olduğunu bildirdi. Erdoğan, ''AK Parti, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden doğan, milli iradeyi iktidara taşımaktan başka muradı olmayan bir partidir'' diye konuştu.
Hükümetin başarılarından söz eden Erdoğan, partililerin ''AK Parti'ye uzanan eller kırılsın'' şeklindeki sloganları üzerine araya giren Erdoğan, ''Hiç bunlara gerek yok. Demokrasilerde bizim talebimiz, ellerin kırılması olmaz, bizim talebimiz zulüm olmaz, bizim talebimiz şifa dağıtmak olur. Biz kavga için gelmedik, sevgi için geldik. Bizim farkımız bu'' dedi.
Kendilerini anlamak istemeyenlerin olabileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben bu aralar bazı televizyon kanallarını zaman zaman izliyorum. Diyorlar ki işte 'Başbakan öfke dağıtıyor, işte Başbakan 'şöyle' diyor, 'böyle' diyor.
Başbakan'ın o öfke dağıttığı anda bile bu ülkeye hizmet vardır. Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir. Bunu da böyle bilin. Çünkü, 5 yıllık süre içinde biz imtiyaz dağıtmadık. Biz imtiyazın sadece millete ait olduğunu bildik ve millete imtiyaz dağıtmaya gayret ediyoruz."
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler başlıklarıyla şöyle:
* ''Birileri yaparsa doğru, aynı şeyi bir başkası yaparsa yanlış. Olmaz.''
* ''Sayın Baykal, yeri geliyor, bakıyorsun, ayetler gayet güzel okuyor maşallah. Bazen bakıyorsun, imamı azam, imamı ebu yusuf, bunları da aşıyor, geçiyor. Onlardan da güzel fetvalar filan bunları da söylüyor. Bu meşru, serbest. Ona herhangi bir şey yok, serbest...''
* ''Biz diyorduk ki, ''Bu ülkede, benim ülkemde, bizim vatanımda, başörtülüsü, başı açığı ele ele yürüdükleri gün; büyük Türkiye'dir, güçlü Türkiye'dir, huzurlu Türkiye'dir, istikrarlı Türkiye'dir.''
* ''Ayrımcılığı yapan kim? Ayrımcılığı yapan Baykal zihniyeti. Ayrımcılığı yapan bunlar.''
* ''Niye bu kapıları, bariyerleri birilerinin yüzüne kapamak? Neden? Buna kimsenin hakkı yok. Bunu aştığımız gün çok şeyler başarırız.''









laleler güller günü 1 mayıs









