Kuzey Irak’taki Kürt partilerine duyulan güven azalıyor
document.write(); CEMİL EL ZEYABİ
Kuzey Irak’taki Kürt partileri arasındaki bölünme ve halkın onlara güvenmemesi, giderek daha çok sayıda Kürt’ün Avrupa’ya göç etmesine yol açıyor
Kürtler varlıkları inkâr
edilen, ancak isimleri inkâr edilmeyen bir halk. Akıbetleri Kürdistan
bölgesini bölüşen ülkeler arasında farklılık arz ediyor. Son yıllarda
‘sürgün Kürtler’ olgusu da büyüdü. Zira 1990’lardan beri ‘gönüllü
sürgün’ü, sevdikleri vatanın kucağında ölmeye tercih ederek Avrupa ve
Amerika’ya Kürt göçü artış gösteriyor.
Fakat kendi geleceklerini belirleme, kültürlerini, adetlerini ve
dillerini ifade edecek, uluslararası alanda tanınmış bir devlet kurma
haklarını kaybetmeleri sonrası, kafeslerin kuşları hapsetmesi gibi
Kürtlerin üzerlerine kapılar kapatılıyor.
Acaba Kürtlerin BM kararlarına ve kendi geleceğini tayin etme hakkına
uygun biçimde devlet kurma hakkı var mı? Bölgede bir millet, kendi
geleceğini ve devletinin sınırlarını kendi dili, kültürü ve gücü
doğrultusunda belirleyebilir mi? Kürtlerin sınırlarında yaşadığı
ülkeler, demokratik tercihleri garanti etsinler veya etmesinler,
ayrılma veya ayrılmama hakkını belirleyebilir mi?
Acaba Kürtlerin ayrılması veya bağımsızlık ilan etmesi istikrar getirir
mi? Kürtler siyasi ve sosyal açıdan uyumlu toplumsal bir çevre
oluşturabilir mi? Demokratik ve demografik temellere uygun olarak
egemen bir devlet ve olgun bir yönetim inşa etmeye hazırlar mı? Kendi
geleceklerini belirleme hakkını elde ederlerse iç bölünmeler yaşamaktan
endişelenmiyor mu? Kürtleri kuşatan tehlikeler çok, imkânları ve
kapasiteleriyse bu tehlikeleri aşmanın çok gerisinde.
Bu gazetenin Irak Müslüman Âlimler Heyeti Başkanı Şeyh Haris el
Dari’yle yaptığı iki bölümlük söyleşide, Irak’taki iki büyük Kürt
partisinin Kürt halkının çoğunluğunca reddedildiği gözler önüne
serildi. El Dari geçmiş yıllar boyunca hiçbir şey yapmamaları, görev
paylaşımında bulunmamaları, hatta görevleri ve paraları sadece
kendilerine ayıran bu iki partinin hâkimiyetine girmek istemeyen Kürt
aşiret grupları bulunduğuna işaret ediyor.
El Dari Kürtlerin şu an ikiye ayrıldığını açıklıyor. Bir grup, kendi
içinde gruplara ayrılmış olan Celal Talabani yandaşları. Barzani’nin
grubundaysa görevden uzaklaştırmalarla ilgili şikâyetler var. Bazı Kürt
bölgelerine haftalardır elektrik ve içme suyu tedarik edilmiyor. Bu
durum, bazı Kürtlerin Avrupa’ya göç etmesine açıklık getiriyor.
(Londra’da Arapça yayımlanan Hayat gazetesi, 29 Eylül 2008)
Erzincan'da çobanlık yaparken devlet memuruna hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl kitap okuma cezasına çarptırılan Özkan İlçi, bu sürede dünya klasiklerinden 41 eser okudu. Mahkeme, sanığın, her hafta Emniyet Müdürlüğü'ne giderek okuduğu kitaplardan özet çıkarmasına, bunu gerçekleştirmediği takdirde cezaevine gönderilmesine karar verdi. Bir yıl boyunca bir yandan koyunları otlatırken; diğer yandan kitap okuyan İlçi, cezasını tamamladı ve verilen süre içerisinde toplam 41 kitap okudu. 7-10 günde bir kitap bitiren İlçi'nin hayatı, aldığı ceza sayesinde değişti.

"ÖFKE, İMTİYAZ İSTEYENLEREDİR''
GAZİANTEP -
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisi için bazılarının, ''öfke dağıtıyor'' şeklinde eleştirilerde bulunduğunu ifade ederek, ''Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir'' dedi.
Erdoğan, partisinin Gaziantep Kadın Kolları 2. kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir zümre partisi değil, ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan bir parti olduğunu bildirdi. Erdoğan, ''AK Parti, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden doğan, milli iradeyi iktidara taşımaktan başka muradı olmayan bir partidir'' diye konuştu.
Hükümetin başarılarından söz eden Erdoğan, partililerin ''AK Parti'ye uzanan eller kırılsın'' şeklindeki sloganları üzerine araya giren Erdoğan, ''Hiç bunlara gerek yok. Demokrasilerde bizim talebimiz, ellerin kırılması olmaz, bizim talebimiz zulüm olmaz, bizim talebimiz şifa dağıtmak olur. Biz kavga için gelmedik, sevgi için geldik. Bizim farkımız bu'' dedi.
Kendilerini anlamak istemeyenlerin olabileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben bu aralar bazı televizyon kanallarını zaman zaman izliyorum. Diyorlar ki işte 'Başbakan öfke dağıtıyor, işte Başbakan 'şöyle' diyor, 'böyle' diyor.
Başbakan'ın o öfke dağıttığı anda bile bu ülkeye hizmet vardır. Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir. Bunu da böyle bilin. Çünkü, 5 yıllık süre içinde biz imtiyaz dağıtmadık. Biz imtiyazın sadece millete ait olduğunu bildik ve millete imtiyaz dağıtmaya gayret ediyoruz."
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler başlıklarıyla şöyle:
* ''Birileri yaparsa doğru, aynı şeyi bir başkası yaparsa yanlış. Olmaz.''
* ''Sayın Baykal, yeri geliyor, bakıyorsun, ayetler gayet güzel okuyor maşallah. Bazen bakıyorsun, imamı azam, imamı ebu yusuf, bunları da aşıyor, geçiyor. Onlardan da güzel fetvalar filan bunları da söylüyor. Bu meşru, serbest. Ona herhangi bir şey yok, serbest...''
* ''Biz diyorduk ki, ''Bu ülkede, benim ülkemde, bizim vatanımda, başörtülüsü, başı açığı ele ele yürüdükleri gün; büyük Türkiye'dir, güçlü Türkiye'dir, huzurlu Türkiye'dir, istikrarlı Türkiye'dir.''
* ''Ayrımcılığı yapan kim? Ayrımcılığı yapan Baykal zihniyeti. Ayrımcılığı yapan bunlar.''
* ''Niye bu kapıları, bariyerleri birilerinin yüzüne kapamak? Neden? Buna kimsenin hakkı yok. Bunu aştığımız gün çok şeyler başarırız.''









laleler güller günü 1 mayıs









