Piyasalar ideoloji kurbanı
Cumhuriyetçilerin finans sistemi için hayat memat meselesi olan kurtarma planını kabul etmemesi, ideolojik katılıktan kaynaklanıyor
Sekiz
yıl boyu her oylamada vergi kesintilerinden işkenceye kadar her konuda
Başkan Bush’un sözünden çıkmayan Temsilciler Meclisi, dün ülkenin
finans sistemi açısından
hayat memat meselesi olan bir konuda kazan kaldırdı. Sıkı pazarlıkların
ardından oylamaya sunulup reddedilen kurtarma yasasının itiraz
edilebilir birçok yönü vardı, fakat Cumhuriyetçilerin hazırladığı ve
yönetimin ilk versiyonuna göre geliştirilmiş bir yasaydı. Demokrat
vekillerin yüzde 60’ı lehte oy kullandı, ki bu da Cumhuriyetçiler bir
küskünlük ve dağınıklık gösterisi sergilememiş olsaydı teklifin kolayca
geçmesine yetecek bir orandı.
Şimdi soru, bu başarısızlığı takiben dibe vuran borsaların (ve
kredilerin tekrar dondurulmasının), aleyhte oy veren 133
Cumhuriyetçi’nin fikir değiştirmesine yetip yetmeyeceği. Ve daha
önemlisi, hayır sonucunun yol açtığı zararın çabucak geri çevrilir olup
olmadığı. Cumhuriyetçi hayır oyları, analiz veya ilkeden ziyade, siyasi
numaralardan ve ideolojik katılıktan kaynaklandı. Cumhuriyetçiler için
neyin yeterince iyi olacağı meçhul; yasa son nefesini verdikten sonra
işin esasına dair düzgün bir konuşma yapılmadı. Tam tersine,
Cumhuriyetçiler kazan kaldırmalarının suçunu Temsilciler Meclisi
Başkanı Pelosi’nin krizi Bush döneminin mali hatalarına bağlayan
konuşmasına atmaya çalıştı. Bunları söylemek için belki en iyi zaman
değildi, fakat doğruydu.
Cumhuriyetçiler kurtarma silsilesinin serbest piyasa ilkelerinin
reddini ifade etmesinden dolayı da hayal kırıklığı içindeydi. Oysa
yaşanan tam da bu. Finans alanında serbest piyasa, düzenlenmediğinde
başarısız oluyor. Ve bu başarısızlık, zaten zayıf bir ekonomi üzerinde
daha da büyük hasar yaratıyor. Pakette ne değişiklik yapılırsa
yapılsın, yönetimin felaket ekonomik sicilini değiştirmeyecek veya
Cumhuriyetçilerin serbest piyasayı her şeyin önüne koyan
ideolojilerinin başarısızlığını ortadan kaldırmayacak.
Dün reddedilen yasada Hazine’ye ilk taslakta verilen sınırsız yetki
budanmış ve Kongre denetimi eklenmişti. Fakat Hazine’nin alım
işlemlerinin yargısal denetimi doğru düzgün garanti edilmiyordu. Yargı
yolu tamamen kapatılmadı; avukatlar hâlâ Anayasa’yı ihlal eden eylemler
için etkili hukuki yollara başvurabilir. Fakat bu, hükümet aleyhindeki
davaları caydırmak için konulan zaten yüksek bariyerlerden çok daha
büyük bir engel. Öte yandan ev sahiplerine, esasen alacaklılardan ve
Hazine’den onlara yardım etmek için daha fazlasını yapmasını isteyen
hükümlerle haksızlık yapılıyor. Bu insafsızca. İşi alacaklıların
insafına bırakmak, ev sahiplerinin rahat nefes almasını sağlamaz.
Gelecek aylarda durum böyle giderse Kongre’nin meseleyi tekrar ele
alması gerekecek.
Cumhuriyetçiler geçmişe saplanmış
Vergi mükelleflerine yönelik korumalar da belirsiz, sözgelimi başkanın
beş yıl içinde Kongre’ye finans kurumlarından kaynaklı kayıpların
giderilmesi için bir plan sunması öngörülüyor. O gün geldiğinde ne
olacağı herkesin mâlumu. Vekiller o noktada vergi mükelleflerinin bu
kayıpları hazmedecek kadar dipsiz yegâne kuyu olduğuna karar verebilir.
Yine de yasanın kusurlu tarafları, tekrar ele alınması ve işlenmesi
mümkün olan demokratik bir sürecin sonucu. Bu da hiç yoktan iyidir;
deyimin hiç yok kısmının neye benzediğini, geçmişe saplanmış
Cumhuriyetçiler dün Amerikalılara gösterdi.
(Başyazı, 30 Eylül 2008)
Erzincan'da çobanlık yaparken devlet memuruna hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl kitap okuma cezasına çarptırılan Özkan İlçi, bu sürede dünya klasiklerinden 41 eser okudu. Mahkeme, sanığın, her hafta Emniyet Müdürlüğü'ne giderek okuduğu kitaplardan özet çıkarmasına, bunu gerçekleştirmediği takdirde cezaevine gönderilmesine karar verdi. Bir yıl boyunca bir yandan koyunları otlatırken; diğer yandan kitap okuyan İlçi, cezasını tamamladı ve verilen süre içerisinde toplam 41 kitap okudu. 7-10 günde bir kitap bitiren İlçi'nin hayatı, aldığı ceza sayesinde değişti.

"ÖFKE, İMTİYAZ İSTEYENLEREDİR''
GAZİANTEP -
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisi için bazılarının, ''öfke dağıtıyor'' şeklinde eleştirilerde bulunduğunu ifade ederek, ''Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir'' dedi.
Erdoğan, partisinin Gaziantep Kadın Kolları 2. kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir zümre partisi değil, ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan bir parti olduğunu bildirdi. Erdoğan, ''AK Parti, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden doğan, milli iradeyi iktidara taşımaktan başka muradı olmayan bir partidir'' diye konuştu.
Hükümetin başarılarından söz eden Erdoğan, partililerin ''AK Parti'ye uzanan eller kırılsın'' şeklindeki sloganları üzerine araya giren Erdoğan, ''Hiç bunlara gerek yok. Demokrasilerde bizim talebimiz, ellerin kırılması olmaz, bizim talebimiz zulüm olmaz, bizim talebimiz şifa dağıtmak olur. Biz kavga için gelmedik, sevgi için geldik. Bizim farkımız bu'' dedi.
Kendilerini anlamak istemeyenlerin olabileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben bu aralar bazı televizyon kanallarını zaman zaman izliyorum. Diyorlar ki işte 'Başbakan öfke dağıtıyor, işte Başbakan 'şöyle' diyor, 'böyle' diyor.
Başbakan'ın o öfke dağıttığı anda bile bu ülkeye hizmet vardır. Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir. Bunu da böyle bilin. Çünkü, 5 yıllık süre içinde biz imtiyaz dağıtmadık. Biz imtiyazın sadece millete ait olduğunu bildik ve millete imtiyaz dağıtmaya gayret ediyoruz."
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler başlıklarıyla şöyle:
* ''Birileri yaparsa doğru, aynı şeyi bir başkası yaparsa yanlış. Olmaz.''
* ''Sayın Baykal, yeri geliyor, bakıyorsun, ayetler gayet güzel okuyor maşallah. Bazen bakıyorsun, imamı azam, imamı ebu yusuf, bunları da aşıyor, geçiyor. Onlardan da güzel fetvalar filan bunları da söylüyor. Bu meşru, serbest. Ona herhangi bir şey yok, serbest...''
* ''Biz diyorduk ki, ''Bu ülkede, benim ülkemde, bizim vatanımda, başörtülüsü, başı açığı ele ele yürüdükleri gün; büyük Türkiye'dir, güçlü Türkiye'dir, huzurlu Türkiye'dir, istikrarlı Türkiye'dir.''
* ''Ayrımcılığı yapan kim? Ayrımcılığı yapan Baykal zihniyeti. Ayrımcılığı yapan bunlar.''
* ''Niye bu kapıları, bariyerleri birilerinin yüzüne kapamak? Neden? Buna kimsenin hakkı yok. Bunu aştığımız gün çok şeyler başarırız.''









laleler güller günü 1 mayıs









