Sarkozy Fransız laikliğine ‘olumlu’ bir anlam kazandırıyor
document.write(); MUHAMMED BERHUME
Dine karşı ‘olumsuz hassasiyet’ taşıyan Fransız laikliği, Sarkozy yönetiminde daha kapsayıcı bir görüntüye bürünüyor. Sarkozy Fransız solunun tepkisine karşın, dine düşman olmayan bir laiklik vurgusu yapıyor
Araştırmacılar ve
yazarlar Fransız laikliğiyle Amerikan laikliği arasında bir ayırım
yapıp, dinle uzlaşmacı bir yakınlaşma içine giren diğer laiklik
türlerinin aksine dine karşı ‘olumsuz hassasiyet’ taşıyan Fransa veya
Türkiye’deki laiklikten farklı olan ‘Anglosakson laikliği’nden söz
ediyorlar. Fakat Türkiye’de AKP’nin iktidara gelmesi, İslam’la laiklik
ve İslam’la demokrasi arasında uzlaşıdan söz etmeye olanak tanıdı.
Fransa’da Nicolas Sarkozy’nin iktidarın zirvesine çıkması da, Fransız
laikliğine yönelik yeni bir bakış açısı hakkında konuşma imkânı tanıdı.
İşin aslı şu ku, yıllar önce içişleri bakanı olmasından beri Sarkozy,
Fransa’da dinin kamusal hayattan uzaklaştırılmasının yanı sıra dinsel
sembollerin kamusal ve siyasi alandan çıkarılmasında ısrar eden hâkim
akımla çatışacak şekilde, dinin toplumdaki rolüne dair yeni fikirler
sunuyordu.
Sarkozy ‘olumlu laiklik’ adı verilen bakış açısını ilk kes Kasım
2007’de Katolik kilisesi rahipleri önünde sundu ve ikinci kez de bu
ayın ortalarında Fransa’ya bir ziyaret gerçekleştiren Papa 16.
Bendiktus’un önünde dile getirdi.
Sarkozy’nin sunduğu üzere, ‘olumlu laiklik’, yani dine düşman olmayan
laiklik birçok anlam taşıyor. En önemlileri şunlar: Birincisi, Fransız
kurumlarını dini duygularla uzlaşmaya, çatışmamaya ve laikliğin
Fransa’yı Hıristiyan köklerinden sökemeyeceğinin teyit edilmesine
yönelik çağrısı. İkincisi, Sarkozy’ye göre ‘olumlu laiklik’
uzaklaştıran veya bozan değil, saygı gösteren ve diyalog kuran bir
laikliktir.
Üçüncüsü, Sarkozy Fransızların Hıristiyan kökleriyle övündüklerini ve
Hıristiyanlık değerlerinin toplumun kenetlenmesi noktasındaki rolünün
Fransa’da cumhuriyetin sivil ve laiklik değerlerinden geride
kalmayacağını teyit ediyor. Yani Fransa cumhurbaşkanı dinin 21.
yüzyılda toplum için önemli bir rolü olduğuna ve toplumun tartışmalara
katılmasının gerekliliğine değiniyor. Dördüncüsü, Ocak 2008’de Suudi
Arabistan’ın başkenti Riyad’a yaptığı ziyarette, Sarkozy ‘dinlerin
uygarlık mirasını’ övdü. İçişleri bakanıyken 2003’te, ‘Fransa İslam
Konseyini’ kurdu.
Dine ve rolüne yönelik eğilimini gizlemeyen Sarkozy ‘olumlu laiklik’
konusunda, Fransız toplumunda dinsel sembollerin yasaklanmasını
destekleyen ve şu ana kadar Fransız laikliği konusunda köklü veya
dramatik değişikliğe hazır veya teşvik edici yaklaşmayan geniş siyasi
ve kültürel kesimleri ifade etmiyor. Bazıları ve özellikle de Fransız
solu, Sarkozy’yi bu konuşmalarıyla devletin bütün vatandaşlarını ve
dinler önündeki tarafsızlık ilkesini tehdit etmekle eleştiriyorlar.
Papa da Sarkozy’nin tezlerine şaşırmış görünüyor. Bu tezler kendisini
Fransa ziyaretinde, din ve siyasetin birbirlerine açılması gerektiğini,
laikliğin dinle çelişmeyeceğini ve dinin siyasette yeri olduğunu
açıklamaya teşvik etti.
Sarkozy sadece Amerikan siyasi düşünce biçimlerinden değil, aynı
zamanda Amerikan laiklik modelinden de etkilendi. Fransa cumhurbaşkanı,
dünyada kavramlar, devlet-toplum ilişkisi ve dinin hayattaki rolü
düzeyinde yaşanan birçok değişimi gözlemlediği gibi, Fransa’nın çok
dinli olduğunu, örneğin İslam’ın ikinci din haline geldiğini, bu ülkede
5 milyon Müslüman’ın yaşadığını görüyor. Sarkozy, Fransız siyasetine
Akdeniz Birliği, olumlu laiklik ve Ortadoğu’da yeni Fransız rolü gibi
yeni tezler sunma eğiliminde olabilir.
Fransa cumhurbaşkanı, laiklik türleri üzerine yapılan tartışmalarda
yeni bir pencere açıyor; ayrıca Arap ve İslam toplumları için din
hakkında daha fazla tartışmaya önemli bir alan sunuyor.
(Ürdün gazetesi El Ghad, 29 Eylül 2008)
Erzincan'da çobanlık yaparken devlet memuruna hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl kitap okuma cezasına çarptırılan Özkan İlçi, bu sürede dünya klasiklerinden 41 eser okudu. Mahkeme, sanığın, her hafta Emniyet Müdürlüğü'ne giderek okuduğu kitaplardan özet çıkarmasına, bunu gerçekleştirmediği takdirde cezaevine gönderilmesine karar verdi. Bir yıl boyunca bir yandan koyunları otlatırken; diğer yandan kitap okuyan İlçi, cezasını tamamladı ve verilen süre içerisinde toplam 41 kitap okudu. 7-10 günde bir kitap bitiren İlçi'nin hayatı, aldığı ceza sayesinde değişti.

"ÖFKE, İMTİYAZ İSTEYENLEREDİR''
GAZİANTEP -
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisi için bazılarının, ''öfke dağıtıyor'' şeklinde eleştirilerde bulunduğunu ifade ederek, ''Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir'' dedi.
Erdoğan, partisinin Gaziantep Kadın Kolları 2. kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir zümre partisi değil, ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan bir parti olduğunu bildirdi. Erdoğan, ''AK Parti, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden doğan, milli iradeyi iktidara taşımaktan başka muradı olmayan bir partidir'' diye konuştu.
Hükümetin başarılarından söz eden Erdoğan, partililerin ''AK Parti'ye uzanan eller kırılsın'' şeklindeki sloganları üzerine araya giren Erdoğan, ''Hiç bunlara gerek yok. Demokrasilerde bizim talebimiz, ellerin kırılması olmaz, bizim talebimiz zulüm olmaz, bizim talebimiz şifa dağıtmak olur. Biz kavga için gelmedik, sevgi için geldik. Bizim farkımız bu'' dedi.
Kendilerini anlamak istemeyenlerin olabileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben bu aralar bazı televizyon kanallarını zaman zaman izliyorum. Diyorlar ki işte 'Başbakan öfke dağıtıyor, işte Başbakan 'şöyle' diyor, 'böyle' diyor.
Başbakan'ın o öfke dağıttığı anda bile bu ülkeye hizmet vardır. Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir. Bunu da böyle bilin. Çünkü, 5 yıllık süre içinde biz imtiyaz dağıtmadık. Biz imtiyazın sadece millete ait olduğunu bildik ve millete imtiyaz dağıtmaya gayret ediyoruz."
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler başlıklarıyla şöyle:
* ''Birileri yaparsa doğru, aynı şeyi bir başkası yaparsa yanlış. Olmaz.''
* ''Sayın Baykal, yeri geliyor, bakıyorsun, ayetler gayet güzel okuyor maşallah. Bazen bakıyorsun, imamı azam, imamı ebu yusuf, bunları da aşıyor, geçiyor. Onlardan da güzel fetvalar filan bunları da söylüyor. Bu meşru, serbest. Ona herhangi bir şey yok, serbest...''
* ''Biz diyorduk ki, ''Bu ülkede, benim ülkemde, bizim vatanımda, başörtülüsü, başı açığı ele ele yürüdükleri gün; büyük Türkiye'dir, güçlü Türkiye'dir, huzurlu Türkiye'dir, istikrarlı Türkiye'dir.''
* ''Ayrımcılığı yapan kim? Ayrımcılığı yapan Baykal zihniyeti. Ayrımcılığı yapan bunlar.''
* ''Niye bu kapıları, bariyerleri birilerinin yüzüne kapamak? Neden? Buna kimsenin hakkı yok. Bunu aştığımız gün çok şeyler başarırız.''









laleler güller günü 1 mayıs









