Zor olsa da Kürtçe’yi sahneye taşıyan tiyatro
Yıllardır Kürtçe oyunlar yazıp yöneten Aydın Orak, sahne bulamasalar da, temsilleri iptal de edilse, Tiyatro Avesta’yı yaşatmakta kararlı. Çünkü Avesta üretmek demek
Türkiye’de doğan ve resmi görüşle uyuşmayan düşüncelere sahip olan birçok aydınla aynı kaderi paylaştı Kürt bilgesi Musa Anter: 16 yıl önce sokak ortasında öldürüldü ve hâlâ yargı önüne çıkarılamadı onu öldürenler. Ancak Anter’in halkların kardeşliği için verdiği mücadele unutulmadı; insanlar yazdığı kitaplar ve makaleler yoluyla ölümünden sonra da tanıma imkânı buluyorlar Musa Anter’i.
Kürtçe tiyatro
oyunları sahneleyen Tiyatro Avesta’nın oyuncuları, Musa Anter’in yaşam
öyküsünden yola çıkarak hazırlanan Araf / İki Ülke Arasında isimli
oyunu Musa Anter’in memleketi Mardin Nusaybin’den sonra şimdi de
İzmir’de sergilemeye hazırlanıyor. Oyunun dünya prömiyeri Musa Anter’in
ölüm yıl dönümünde, Nusaybin’deki Mittani Kültür Sarayı’nda yapılmıştı.
Tiyatro Avesta’nın kurucularından Cihan Şan tarafından Kürtçe olarak
kaleme alınan oyun, 11 Ekim Cumartesi günü saat 20.00’de İzmir’in Konak
semtindeki Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde İzmirli
tiyatroseverlerle buluşacak. Oyunun kitaplaştırılmış Kürtçe ve Türkçe
metni de oyun günü salondaki stantlardan temin edilebilecek.
Aydın
Orak’ın yönettiği ve oynadığı tek kişilik oyunun müzikleri Efkan
Şeşen’e ait. Efektlerini Özgün Yarar’ın, ışık ve dekor tasarımını Ahmet
Çay’ın hazırladığı Araf / İki Ülke Arasında’nın video yönetmenliğini
Hüseyin Karabey, proje danışmanlığını ise Turgay Tanülkü yapıyor. İsveç
İstanbul Başkonsolosluğu ve Nusaybin Belediyesi’nin desteklediği oyunun
asistanları ise Bilal Bulut ve Aram Dildar.
Aydın Orak, oyunda
anlatıcı konumunda, bazı karakterleri de birebir canlandırıyor. Araf /
İki Ülke Arasında’nın slayt gösterisiyle de zenginleştirilen “belgesel”
niteliğinde bir sahne eseri olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Aydın
Orak’la Araf / İki Ülke Arasında’nın sahnelenmesi vesilesiyle konuştuk
ve Türkiye’de Kürtçe tiyatro yapmanın zorluklarını sorduk.
KÜRTÇE TİYATRO CESARET İŞİ
•
Devlet Tiyatroları’nda görevli olan Turgay Tanülkü Tiyatro Avesta’nın
daha önce sahnelediği bir oyunun yönetmenliğini yapmış ve bu yüzden
hakkında soruşturma açılmış. O zaman Devlet Tiyatroları Genel Müdürü
olan Lemi Bilgin’in karşısında savunmasını yapan Tanülkü, “Eğer
Fransızca ya da İngilizce bir oyun yönetseydim beni alkışlardınız. Ama
Kürtçe oyun yönettiğim için hakkımda soruşturma açılıyor” demiş.
Sonuçta Tanülkü’nün hakkındaki soruşturma düşmüş ama Kürtçe oyun
sahnelediği için bir tiyatro adamının hakkında soruşturma açılmış
olması gerçeği var ortada.
Aydın Orak’ın dediğine göre, Milli Eğitim
Bakanlığı’na bağlı hiçbir salonda Kürtçe tiyatro oyunu
sahnelenemiyormuş. Sadece DTP’li belediyelerin kendi salonlarını bu tür
oyunlara açtıklarını dile getiren Orak, “DTP’li belediyeler de olmasa
Kürtçe oyun oynamak neredeyse imkânsız hâle gelecek” diyor.
Aydın
Orak, başlamasına bir saat kala “güvenlik” gerekçesiyle birçok
temsillerinin iptal edildiğini, çoğu kez oyunlarını salonda yankılanan
telsiz seslerinin eşliğinde sürdürmek durumunda kaldıklarını,
dekorların ise sigara paketlerine varıncaya kadar didik didik
arandığını söylüyor ve soruyor: “Türkçe tiyatro yapan topluluklara da
böyle davranıyorlar mı?”
Orak, Mersin’de oyun çıkışında yaşadıkları
bir olayı sözlerle anlatıyor: “Mersin Otogarı’nda oyundan sonra terörle
mücadele polisleri etrafımızı çevirdi. Korkutmaya çalıştılar bizi.
Kimsede yok etrafta o sırada. Kesin infaz edileceğiz diye düşündük.”
Devlet
Tiyatrosu, İtalyan yazar Dario Fo’nun Bir Anarşist’in Kaza Sonucu Ölümü
isimli oyunu uzun yıllar sahneledi. Ancak aynı oyunu Tiyatro Avesta
Kürtçe olarak oynayınca yasaklandı Dario Fo.
Her zaman ki gibi gerekçe “güvenlik”ti.
Uzun lafın kısası, Türkiye’de Kürtçe tiyatro yapmak, aynı sokakta Kürtçe konuşmak gibi cesaret işi.
TİYATRO AVESTA’NIN BEŞ YILLIK MACERASI
• Adını Zerdüştler’in kutsal kitabı Zend-Avesta’dan alan Tiyatro Avesta, 2003 yılında Aydın Orak ve Cihan Şan tarafından kuruldu. Aydın Orak, gruplarına Avesta adını vermelerinin nedenlerinden birinin de, Kürtçe’de “avest” kelimesinin “gebe olma” ve “doğurmaya yakın” anlamlarına gelmesi olduğunu söylüyor. “Bu kelimenin doğurganlığı, yaratımı simgelediğini düşündüğümüz için Avesta adını verdik grubumuza.”
Grup
ilk olarak 2003 yılında Bir İhsak’sın Bir Cemil adlı oyunu sahneledi.
Daha sonra Kürtçe oyun sahnelemeye girişen Tiyatro Avesta üyeleri, ünlü
Rus yazar Nikolai Gogol’ün Bir Delinin Güncesi isimli oyununu Kürtçe
olarak oynadı. Daha çok özel ve deneysel oyunlar için bir araya gelen
grup üyeleri en önemli amaçlarının Kürt tiyatrosuna katkı sunmak
olduğunu söylüyorlar. Aziz Nesin’in Sen Gara Değilsin adlı eserini de
Kürtçe’ye çeviren Avesta çalışanları bu oyunu başta 4. Batman -
Hasankeyf Festivali ve Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali olmak
üzere birçok yerde sahnelediler.
Musa Anter’in yaşamını anlatan Araf
/ İki Ülke Arasında isimli oyunun galası, Musa Anter’in ölüm yıl
dönümünde Mardin’in Nusaybin ilçesinde yapıldı. Gala gösteriminde DTP
Eşbaşkanı ve Mardin Milletvekili Emine Ayna, Aysel Tuğluk, Gülten
Kışanak, Nusaybin Belediye Başkanı Mehmet Tanhan, Kızıltepe Belediye
Başkanı Cihan Sincar, Azadiya Welat Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Tayip Temel, Alternatif Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yüksel Genç,
İstanbul Kürt Enstitüsü Başkanı Sami Tan, Musa Anter’in yakın
arkadaşlarından Canip Yıldırım ve çok sayıda yazar, sanatçı ve
siyasetçi katıldı.
Diğer Kültür ve Sanat Haberleri:
- Cumhuriyetin notaları yeniden seslendiriliyor...
- Sıfırdan kurulan şehir: Sakarya
- Aydınlanma Sempozyumu başlıyor
- Saatchi’nin sanat devrimi
- Orhan Kemal Makedonya’da
- Rönesans sanatı: Yüz değerlidir
- Depeche Mode bir kez daha İstanbul’da
- Blues rüzgârları çok tatlı esecek!
- Krizde Gazap Üzümleri’ni okumak
- Nâzım ve Beckett aynı sahnede buluşuyor
- Stalin’e hayran, Hitler’e düşmandı
- Şizofreni hastalarıyla empati kuran yarışma
- Sivas 93 yoluna devam ediyor
- Chelsea Otel efsanesi
- Sarı saçlı fadista “kader”in yeni şarkılarıyla...
Erzincan'da çobanlık yaparken devlet memuruna hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl kitap okuma cezasına çarptırılan Özkan İlçi, bu sürede dünya klasiklerinden 41 eser okudu. Mahkeme, sanığın, her hafta Emniyet Müdürlüğü'ne giderek okuduğu kitaplardan özet çıkarmasına, bunu gerçekleştirmediği takdirde cezaevine gönderilmesine karar verdi. Bir yıl boyunca bir yandan koyunları otlatırken; diğer yandan kitap okuyan İlçi, cezasını tamamladı ve verilen süre içerisinde toplam 41 kitap okudu. 7-10 günde bir kitap bitiren İlçi'nin hayatı, aldığı ceza sayesinde değişti.

"ÖFKE, İMTİYAZ İSTEYENLEREDİR''
GAZİANTEP -
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisi için bazılarının, ''öfke dağıtıyor'' şeklinde eleştirilerde bulunduğunu ifade ederek, ''Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir'' dedi.
Erdoğan, partisinin Gaziantep Kadın Kolları 2. kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir zümre partisi değil, ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan bir parti olduğunu bildirdi. Erdoğan, ''AK Parti, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden doğan, milli iradeyi iktidara taşımaktan başka muradı olmayan bir partidir'' diye konuştu.
Hükümetin başarılarından söz eden Erdoğan, partililerin ''AK Parti'ye uzanan eller kırılsın'' şeklindeki sloganları üzerine araya giren Erdoğan, ''Hiç bunlara gerek yok. Demokrasilerde bizim talebimiz, ellerin kırılması olmaz, bizim talebimiz zulüm olmaz, bizim talebimiz şifa dağıtmak olur. Biz kavga için gelmedik, sevgi için geldik. Bizim farkımız bu'' dedi.
Kendilerini anlamak istemeyenlerin olabileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben bu aralar bazı televizyon kanallarını zaman zaman izliyorum. Diyorlar ki işte 'Başbakan öfke dağıtıyor, işte Başbakan 'şöyle' diyor, 'böyle' diyor.
Başbakan'ın o öfke dağıttığı anda bile bu ülkeye hizmet vardır. Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir. Bunu da böyle bilin. Çünkü, 5 yıllık süre içinde biz imtiyaz dağıtmadık. Biz imtiyazın sadece millete ait olduğunu bildik ve millete imtiyaz dağıtmaya gayret ediyoruz."
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler başlıklarıyla şöyle:
* ''Birileri yaparsa doğru, aynı şeyi bir başkası yaparsa yanlış. Olmaz.''
* ''Sayın Baykal, yeri geliyor, bakıyorsun, ayetler gayet güzel okuyor maşallah. Bazen bakıyorsun, imamı azam, imamı ebu yusuf, bunları da aşıyor, geçiyor. Onlardan da güzel fetvalar filan bunları da söylüyor. Bu meşru, serbest. Ona herhangi bir şey yok, serbest...''
* ''Biz diyorduk ki, ''Bu ülkede, benim ülkemde, bizim vatanımda, başörtülüsü, başı açığı ele ele yürüdükleri gün; büyük Türkiye'dir, güçlü Türkiye'dir, huzurlu Türkiye'dir, istikrarlı Türkiye'dir.''
* ''Ayrımcılığı yapan kim? Ayrımcılığı yapan Baykal zihniyeti. Ayrımcılığı yapan bunlar.''
* ''Niye bu kapıları, bariyerleri birilerinin yüzüne kapamak? Neden? Buna kimsenin hakkı yok. Bunu aştığımız gün çok şeyler başarırız.''









laleler güller günü 1 mayıs









