"ÖFKE, İMTİYAZ İSTEYENLEREDİR''
GAZİANTEP -
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisi için bazılarının, ''öfke dağıtıyor'' şeklinde eleştirilerde bulunduğunu ifade ederek, ''Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir'' dedi.
Erdoğan, partisinin Gaziantep Kadın Kolları 2. kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin bir zümre partisi değil, ülkeyi bir bütün olarak kucaklayan bir parti olduğunu bildirdi. Erdoğan, ''AK Parti, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden doğan, milli iradeyi iktidara taşımaktan başka muradı olmayan bir partidir'' diye konuştu.
Hükümetin başarılarından söz eden Erdoğan, partililerin ''AK Parti'ye uzanan eller kırılsın'' şeklindeki sloganları üzerine araya giren Erdoğan, ''Hiç bunlara gerek yok. Demokrasilerde bizim talebimiz, ellerin kırılması olmaz, bizim talebimiz zulüm olmaz, bizim talebimiz şifa dağıtmak olur. Biz kavga için gelmedik, sevgi için geldik. Bizim farkımız bu'' dedi.
Kendilerini anlamak istemeyenlerin olabileceğini dile getiren Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben bu aralar bazı televizyon kanallarını zaman zaman izliyorum. Diyorlar ki işte 'Başbakan öfke dağıtıyor, işte Başbakan 'şöyle' diyor, 'böyle' diyor.
Başbakan'ın o öfke dağıttığı anda bile bu ülkeye hizmet vardır. Kusura bakmasınlar yeri geldiği zaman, bu vatandaşın, bu başbakanın öfkesi, bizden adalet isteyenlere değil, imtiyaz isteyenleredir. Bunu da böyle bilin. Çünkü, 5 yıllık süre içinde biz imtiyaz dağıtmadık. Biz imtiyazın sadece millete ait olduğunu bildik ve millete imtiyaz dağıtmaya gayret ediyoruz."
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler başlıklarıyla şöyle:
* ''Birileri yaparsa doğru, aynı şeyi bir başkası yaparsa yanlış. Olmaz.''
* ''Sayın Baykal, yeri geliyor, bakıyorsun, ayetler gayet güzel okuyor maşallah. Bazen bakıyorsun, imamı azam, imamı ebu yusuf, bunları da aşıyor, geçiyor. Onlardan da güzel fetvalar filan bunları da söylüyor. Bu meşru, serbest. Ona herhangi bir şey yok, serbest...''
* ''Biz diyorduk ki, ''Bu ülkede, benim ülkemde, bizim vatanımda, başörtülüsü, başı açığı ele ele yürüdükleri gün; büyük Türkiye'dir, güçlü Türkiye'dir, huzurlu Türkiye'dir, istikrarlı Türkiye'dir.''
* ''Ayrımcılığı yapan kim? Ayrımcılığı yapan Baykal zihniyeti. Ayrımcılığı yapan bunlar.''
* ''Niye bu kapıları, bariyerleri birilerinin yüzüne kapamak? Neden? Buna kimsenin hakkı yok. Bunu aştığımız gün çok şeyler başarırız.''
Erzincan'da çobanlık yaparken devlet memuruna hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl kitap okuma cezasına çarptırılan Özkan İlçi, bu sürede dünya klasiklerinden 41 eser okudu. Mahkeme, sanığın, her hafta Emniyet Müdürlüğü'ne giderek okuduğu kitaplardan özet çıkarmasına, bunu gerçekleştirmediği takdirde cezaevine gönderilmesine karar verdi. Bir yıl boyunca bir yandan koyunları otlatırken; diğer yandan kitap okuyan İlçi, cezasını tamamladı ve verilen süre içerisinde toplam 41 kitap okudu. 7-10 günde bir kitap bitiren İlçi'nin hayatı, aldığı ceza sayesinde değişti.
Türkiye'deki kriz gerçekten Kıbrıs'ı da
etkiliyor. Kıbrıs sorununda gelişmekte olan perde arkası faaliyetlere
yansıyor. AKP'ye kapatılma davası açılması, şüphesiz Türkiye'deki
Kemalistlerle İslamcılar arasındaki iç çekişmeyle ilgili. Öncelikle bu
sürecin yıl içinde devam edeceğini vurgulamalıyız. Kimse davanın ne
zaman netleşeceğini öngöremez. Sonuçta
Türkiye hükümeti bir mahkeme sürecinde maruz kalacak. Köşeye
sıkışacak. Çok zayıflayacak ve gerek iç, gerekse de Kıbrıs gibi dış
konularda, yani hiçbir durumda hiçbir girişim üstlenemeyecek.
Türkiye'de, bir hükümeti yıkabilecek türden bir sorun adaletin huzurunda
askıda durdukça derinleşen bir kriz varken, Kıbrıs sorununun nasıl
etkileneceği hiç soruldu mu? Kıbrıs sorununda, hükümetle askerlerin
özünde aynı yaklaşıma sahip olduğu açık. Ancak belirsizlik bundan
bağımsız olarak hükümeti mahkeme sürecinin rehinesi olarak tutacak.
Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Rehn'in, Anayasa
Mahkemesi'nin AKP'ye açılan davayı görme kararının açıklanmasından önce
söylediklerini de vurgulamalıyız. Rehn böyle bir gelişmenin Türkiye'nin
üyelik sürecini kesintiye uğratabileceğini vurguladı. Gelişmeleri bir
nedenden ötürü yakından izliyoruz: Hükümetin zorlukları, Kıbrıs'ı
mahsur ederek aşmasına yardımcı olacak hareketlerin yaşanmaması için.
Önleyici ve caydırıcı bir biçimde hareket etmeliyiz.